Sep 5, 2012

Lüksemburg-yaşlıların ve sanatçıların şehri



Lüksemburg söylenenin aksine görülmesi gereken bir şehir.  Avrupa şehirlerine benzemiyor pek, bunda coğrafi yapısının da etkisi var kuşkusuz. Vadiler, viyadükler arasına sıkışmış inanılmaz fotojenik olan eski şehirde yürümesi çok keyifli. Yeni şehir vadinin tepesine kurulmuş ve çok modern ama aşağılara indikçe birden bire farklı bir dünyaya ışınlanılıyor hissi veren bir şehir. Vadiye öyle dağlar taşlar uzun yürüyüşler yapıp ulaşılmıyor (aslında o yol da seçilebilir ama biz seçmedik;)) Notre Dame Katedrali’nin hemen ilerisindeki Yargıtay Binası’nın içinde bir asansör var ve bir dakika bile geçmeden kendinizi eski şehirde farklı bir dünyanın içinde buluyorsunuz. İnişte değil ama çıkışta uzun kuyruklarda beklemek gerekebiliyor! Lüksemburg, Avrupalı zenginlerin yaşlılıklarını geçirdikleri sakin ve sanat dolu bir şehir. Her yerde bir sergi, galeri ya da orkestra var. Sokak sergileri ve çalgıcıları çok tatlılar. Yeni şehirde meydanda yemek yerken filarmoni orkestrası bir konser veriyordu ve sanatın her dalına aç kaldığım bir şehirde yaşarken güzel bir orkestrayı dinlerken yemek yemek sonrasında da bir sürü galeriye göz atmak çok keyifliydi. Vaktimiz olmadığı için hiçbirini gezemedim  Internette gezilecek bir sürü yer sıralanıyor ama biz birazda içgüdüsel olarak kafasına göre gezen turistlerdik. Notre Dame Katedrali, Grand Duka Sarayı ve Lüksemburg’un simgesi haline gelmiş Golden Lady’e bakıp Passerelle denilen viyadüğe indik ve eski şehrin tadını çıkardık. Notre Dame, Rönesans etkileri taşıyan Gotik bir katedral. Hemen şehir meydanında ve Golden Lady’nin tam karşısında. Lucien Wercollier’ın meşhur The Political Prisoner heykeli de burada.

Golden Lady 1923’te yapılmış başına gelmeyen de kalmamış. 1. ve 2. Dünya Savaşları ve Kore Savaşı’nda ölenler anısına ayakta duruyor. 1940’ta Naziler tarafından indirilen 1955’te birden bire kaybolan heykel (nasıl olduysa) 1981’de bulunuyor ve 1985’te restore edilerek şimdiki yerine konuluyor.







Petrusse Casemates eski şehirde viyadüklerin içinde mağaraların olduğu bölge. Biz çok yorgun olduğumuz için mağaralara çıkmadık ama merak edenler için başka bir yürüyüş parkuru olabilir. Bu arada şehrin diğer tarafında duran saat kulesinin olduğu binayı görmeyi çok istedim ama orası bankaymış ve haliyle gezilecek turistik mekanlardan değil çok uzak olmasa  ve pazar günü gitmemiş olsak sanırım içini birazcık gezerdim.