Jul 14, 2011

Selvi Boylum Al Yazmalım

Mutlu sonla bitecek basit bir aşk hikayesi gibi başlar... Dili de kolaydır anlamak için ve köy hayatını ve kültürünü anlatır sade bir biçimde. Uyarlandığı kitaptan farklı olmasına rağmen dili kolay olduğu için ve kültür de Türkiyelileştirildiği için izletiyorum bu filmi Türkçe öğrenen öğrencilerime her sene. Karakter isimleri, olayların gelişimi ve mekanlar farklıdır aslından, Türkiye’de geçer filmde hikaye, 'İstanbullu'dur ana karakterlerden biri de.
Her seferinde bütün film boyunca anlaşılmayan tek bölüm, İlyas'ın Asya'yı neden terk ettiği olur.. Hocam,O, Asya'yı neden terketti? Filmden alınan cümleler, açıklamalar...
'Biliyorum biliyorum, anladım ben onları! Ama neden gitti?' sorusu ardından tekrar ve tekrar... Sorun dil seviyesinde değilmiş meğer! Her şey tamamen kültürelmiş. İlyas'ın Asya'yı terk etme sebebi de başkadır kitapta aslında, filmde Asya'yı hor görür İlyas, ‘Anlamazsın sen benim işlerimden köylü kızı’ der, basar tokadı. Neden başka bir sebep değil de bu uygun görülmüştür İlyas'ın Asya'yı terk etmesi için?!? Ve bu nasıl anlatılır bu kültüre uzak biri(leri)ne? 

'Ama Asya'yı seviyor, o yardım etmek istedi sadece'. Evet, Asya sadece yardım etmek istedi İlyas'a, bozuk bir Türkçe ve birazcık da sert bir tavırla tekrar sorar öğrenciler, sorduklarını anlamadığını düşündükleri hocalarına. Anlaşılmıştır soru aslında da bu nasıl anlatılır ki kadını küçümseMEyen bir toplumda büyüyen birine? Asya eğitimsiz denir olmaz;
'Aaa tamam, İlyas üniversite bitirmiş!'. 
Yok değil! 
Ama neden o zaman? 
Çünkü o kadın! 
Ama nasıl? Neden?
Daha iyi bir eğitim almak bir sebep gibi görünebilir, çok da haklı/geçerli bir sebep olmamasına rağmen. Peki ya sorun eğitim değil de kadın olmaksa? Neden kadın olmak bir sorun teşkil eder? Dünyanın hemen her yerinde kadını hor gören insanlar vardır elbette ama bunu bir kültür haline getirmeye pek de kolay rastlanmaz herhalde. Hala bir kesiminde sadece erkek çocuklarını okula gönderen ve yakın bir zamana kadar kocasıyla beraber olmak istememenin bile suç sayıldıgı bir ülkede bunların yaşanıyor olması da tesadüf olamaz. Hala kadın haklarını savunanların 'feminist' diye küçümsenmeye çalışılması da... En temel anlamı ile 'kadın haklarını korumak' olan bu kavramın, erkekler feminist olsalar hiçbir zaman var olmayacağını düşünmeden!
Filmin sonunda aşıklar kavuşamaz ve bazılarına göre mutsuz sonla biter. Ama aslında mutsuz değildir son çünkü; Asya kendisine iyilik eden, emek veren yani ona kıymet/değer vereni seçmiştir! 'Değer vermek' anlam olarak çok şey barındırır içinde. Bir mala değerini vermek, malın fiyatı neyse onu vermektir. Bir insana değer vermekse onu önemsemek olduğu kadar, aslında tam ve mecazi anlamıyla, ona hak ettiği fiyatı da vermektir; onu hor görmemek ama ilahlaştırmamak da aynı zamanda. Değeri neyse onu vermektir; bir insana fazla da değer verilmiyor az da, sadece verilen değer yaşanılan zamana ve duruma göre değişiklik gösteriyor belki de. Asya ve Cemşit birbirlerine değerleri neyse onu vermiştir..